Selvanur Yazıcı Sezgin

Seyyar Mefhumlar

Author

Selvanur Yazıcı Sezgin

Japonya Gezi Notları -2-

Metropollerin Benzerliği Üzerine  Shinkansen Gezinin üçüncü akşamında Japonya’nın hızlı treni olan meşhur Shinkansen ile Tokyo’ya geçtik. Shinkansen’in bizim için önemi ilk kez son teknoloji bir hızlı trene biniyor olmamızla sınırlı değildi; öte yandan Tokyo’ya varmamıza az zaman kala trenin sol pencerelerinden… Continue Reading →

O Havadaki Leylek mi?

Japonya Gezi Notları Neredeyse bir buçuk yıl oluyor, alıp başımı gitme ve gezebildiğimce dünyayı gezme isteğimi hayata geçirmeye çalıştığım zamanlarda, eşimin peşimden gelip evlenme teklifi ettiği; daha doğrusu “gezme garantili evlenme teklifi” 🙂 edip aklımı çeldiği günler geçeli. Tutup tutamayacağından… Continue Reading →

Düğünler ve Bebekler Devri

Hayatımızda dönemler var. Küçükken bu ayrıma pek varamasak da büyüdükçe fark ediyoruz kendi hayat çizgimize attığımız çentikleri. Küçük bir çocukken, benden büyük herkesin ne kadar da büyük olduğu dehşetine kapılırdım. Lise çağındaki komşu kızları, evlenen bir genç akraba bana hep… Continue Reading →

Kabul Olmuş Bir Dua: “Allah iyi insanlarla karşılaştırsın.”

Daha önce gitmediğiniz, gittiğinizde “yabancısı” olacağınız, içindeki kimseyi tanımadığınız bir yere yolculuğun eşiğinde büyüklerinizden, eş dosttan, arkadaşlardan en çok aldığınız dua bu değilse nedir? Tek başınıza kalacağınız bu yabancı yerde ihtiyacınız olacak şeyler aşağı yukarı bellidir aslında. Bir liste hazırlanıp… Continue Reading →

Güneşli bir Pazar’dan…

Tüm “Kopenhag’da hava nasıl olur?”, “Danimarka’nın iklimi nasıldır?” girdilerini haksız çıkaracak, bavulumdaki kışlıkların bir süre daha bavulda kalmasına sebep verecek bir havadan, 20 dereceden, sırtımda çantam, elimde trençkotum, Merhaba. Tebdil-i mekânın ferahlığından merhaba. Karşısında tarihi bir kilise olan bir caminin… Continue Reading →

yüz yıllık hikâyeler…

İşte tatilleri bu yüzden seviyorum.Dersler, okul, sosyal hayatımız derken bize anlatacağı yüz yıllık hikâyeleri olan büyüklerimize vakit ayırabileceğimiz nadir zamanlar tatiller.Bazen elimde bir ses kayıt cihazıyla çevremdeki tüm yaşlıları ziyaret etmek geçiyor içimden.Tarih yazımı önemli şey. “History”nin “story” ile varoluşsal… Continue Reading →

“Kalbin zıplasın diye.”

Anadilde eğitim ve savunma haklarının konuşulduğu günlerdeyiz.Anadilin insan için önemini idrak etmekte hiçbir zaman zorlanmamışımdır. Anadil yahu bu. Annenizin, anneannenizin konuştuğu dil işte. Eğer siz de konuşabiliyorsanız anadilinizi ne mutlu size. Herkes anadilinde eğitim alsın, herkes anadilinde yapsın savunmasını. Herkes… Continue Reading →

Pre-modern Çocuklar

Twitter’a da yazıyorum ara ara. Beni bazen hayli gülümseten dört yaşında tatlı mı tatlı bir yeğenim var. Aslında yeğenim değil, kuzenimin çocuğu. Bu kadar yakın bir akrabalık ilişkisi için neden özel bir isim verilmemiş, onu da anlamış değilim zaten. Annemin… Continue Reading →

eylül geldi çattı!

x: kızlar hani şu etkinlik var ya topluca yapacağımız, ben onu önümüzdeki hafta şu gün yapalım diyorum. ona göre organize edelim. ne dersiniz?y: o gün olmaaz, o gün benim kuzenimin nişanı var. cık olmaz yani.z: e o zaman ondan sonraki… Continue Reading →

Şu hayatta blog açma deneyimlerim hep hüsranla sonuçlandı bugüne kadar. Neden mi? Başlık derdi yüzünden. Ne zaman bilgisayar karşısına geçip “Bu sefer açıyorum blogu, içimden konuş konuş nereye kadar.” deyip blog açmaya kalksam, hep aynı sonuç: Başlık? Orta okulda haftada… Continue Reading →

© 2026 Selvanur Yazıcı Sezgin — Powered by WordPress

Theme by Anders NorenUp ↑