Memleketlik hâli ne demek? İnsanın tek bir memleketi olmaması, memleketlik duygusunu paylaştırarak hissetmesi ne demek? Yunanistan’ı benim için güzel ve turistik bir cennet memleket olmaktan çıkarıp manevi anlamı olan çok daha değerli bir ülke haline getiren şeydir memleketlik hâli. İçindeki hemşehrilerimdir. Hikâye çok eskilere dayanır.

Şahin Köyüne tepeden bir bakış…

Osmanlı Devleti’nin cihad politikasıyla 1363-1373 yılları arasında fethettiği Rumeli ve Batı Trakya bölgesi, hepimizin tarih derslerinden hatırladığı iskan politikasıyla İslamlaştırılan bölgelerin en mühimlerinden. Osmanlı fethettiği bölgeleri imar ve iskan etmeye çok büyük önem verirdi. Gidilen bölgelerde yaşayan yerli halkın inançlarına, ibadetlerine, yaşayışlarına, kültürlerine karışmaz; ancak fethettiği bölgelerde kalıcı olabilmek için Anadolu’dan konar-göçerleri buralara yerleştirirdi, orada onlara yerleşik bir hayata geçme imkanı sunardı. Böylece yüzyıllar boyunca Rumeli’de çok çeşitli millet, ırk ve dinden insan ortak bir kültür içinde yaşadı. Bir zamanlar severek izlediğim Elveda Rumeli dizisi bu çokkültürlülüğü ne de güzel anlatıyordu… Bugün tarihte çok uzaklarda kalan, sevapları ve günahlarıyla yüzyıllar süren geçmişimizi oluşturan Osmanlı’nın, Avrupalı sömürgeci ülkelerden çok temel ve en anlamlı farkı, sürdürülen işte bu politikalardır. Bugün Afrika’da pek çok ülkede insanlar İngilizce ve Fransızca’yı hatta Flemenkçe’yi anadilleri olarak konuşurken, Sırplar, Makedonlar, Yunanlar, Bulgarlar ve daha nicesinin Türkçe diliyle ilgisi alakası yoktur. Osmanlı’nın uyguladığı kültür politikaları var olan kültürlere ket vurmaz; ancak baklava, yoğurt, nazar boncuğu, Karagöz Hacivat gibi Yunanistan’la aramızda keyifli bir rekabete dönüşen ortak kültürel değerlerin yaratılmasına da ön ayak olur.

Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde bugün de yaşamaya devam eden hemşehrilerimiz, işte bu iskan politikaları ile göç ettirilmiş konar göçerler ve bölgedeki Slav, Helen ve Pomak milletlerinin yıllarca beraber yaşamasıyla harmanlaşmış bir kültürün insanları. Benim annem de 1968 senesinde Yunanistan’ın İskeçe (Xanthi) şehrinin Şahin köyünde doğmuş bir Batı Trakyalı. Köylerinin ismi de, I. Murat zamanında beylerbeyliği yapmış, tüm Rumeli’nin fethinde büyük katkısı olan Lala Şahin Paşa’dan geliyor…

Batı Trakya’da yaşayan akrabalarımız, etnik köken araştırma ve tartışmalarına hiç girmeden kendilerini “Batı Trakya Türkü” olarak tanımlamayı seçmişler. Bunun temelinde elbette yıllar boyunca Yunanistan devletinin bu insanları asla yeni Türkiye Cumhuriyeti ile bağdaştırmaması ve onlara sadece “Müslüman azınlık” kimliğini koyan milliyetçi politikası yatıyor. Azınlık hakları, inanç ve ibadet hürriyeti, eğitim ve çalışma hakkı, kimlik ve haymatlos (vatansız olmak) gibi dertlerle yıllarca mücadele eden çok onurlu ve Türkiye’ye kalpten bağlı insanların yaşadığı sımsıcak bir bölge Batı Trakya. Türkiye’den gelen her misafiri üst düzey misafir seviyesinde ağırlayan bu insanlarla karşılaşmak, sanki Türkiye’ye bağlı bir şehirde geziyormuş hissi veriyor…

Büyükbabam ve geçen sene aramızdan ayrılan canım anneannem 1977 senesinde üç çocuklarıyla birlikte Yunanistan’ın İskeçe (Yunanca adıyla Xanthi) şehrinden İstanbul’a göçerler. Büyükbabam anneannemle çocukları yerlerine yerleştirip, 1970 yılında başladığı Almanya’da işçi serüvenine geri döner. Yıllarca Almanya’da çalışıp kazandığı parayı anneanneme gönderir, anneannem çocukları büyütür. Büyükbabam gurbetin de gurbetindedir. Vatanları neresidir? Vatan ailecek, hep beraber huzur içinde yaşanacak yer değilse neresidir? Yıllar sonra kavuştukları Türkiye vatandaşlıkları ve bir daha hiç geri alamadıkları Yunanistan kimliklerinin de imlediği gibi, annemin ailesi ve nice Batı Trakya ailesi haymatlos hayatların insanlarıdır.

Akraba ziyaretlerinden, annemin dayısı ve yengesi ile muhhabet koyu.

İskeçe’nin meşhur kol böreği, annemin teyzesi ile.

Batı Trakya’ya Osmanlı’dan miras Çınar ağaçları

Yunanistan-Türkiye-Almanya ekseninde geçen zor hayatlarını yine de imanla, şükürle ve Türkiye sevgisiyle geçiren binlerce aileden biri de benim sevgili ailem, sülalem. Doğdukları yerde kendileri olmalarına izin verilmeyen, anavatanlarında bugün Suriyelilerin yaşadıklarına benzer aldatmacalar, kandırmacalar yaşayan, adaptasyon zorlukları ve geçim derdiyle boğuşan ve gurbete gittikleri Almanya’da da en ağır şartlarda, en zor işlerde çalıştırılan insanlar. Bugün -çok şükür- iletişim, seyahat ve eğitim imkanlarının artmasıyla hangi ülkede olurlarsa olsunlar, çok daha iyi şartlarda, huzurla yaşıyorlar. Ama geçmişlerini unutmuyorlar, bir kısmı hala Batı Trakya’da azınlık olarak yaşıyor, bugün 40-50 yaş ve üstünde olan nesil kültürlerini ve inançlarını büyük bir muhafazakarlıkla koruyor.

İskeçe ve Şahin köyünde camiler beş vakit açık.

Ancak yeni nesil için kaygılı olduğumu belirtmem gerek. Dünya çapında da yeni gelen neslin çok farklı olacağı zaten gün gibi ortada. Türkiye’deki gençlik için de iman, İslam, tarih bilinci ve kültürel değerleri koruma konusunda kaygılar taşınıyor bilindiği gibi. Aynı şekilde Batı Trakya’da da, asimile olup bütün değerlerini kaybetmekle muhafazakar yetişip dünyaya açılamamak arasında kalmış gençler ve çocuklar için dua etmeliyiz. Yaşlılarımız kültürümüzü ve değerlerimizi bugüne dek korumak için çok içine kapalı hayatlar yaşamışlar. Bu da doğru değil; hem dışa açılımcı hem de temeli sağlam gençlere hem Türkiye’de hem Batı Trakya’da ihtiyaç çok!

Bugün hala pek çok yakın akrabamızın yaşadığı bu güzel memleket topraklarına eşimle ve arkadaşlarımla gitmek benim için tarifi imkansız güzellikte bir hatıra oldu. Biri İzmirli biri Urfalı arkadaşlarımız için zannediyorum gezinin en sosyolojik kısmıydı Şahin köyü. 🙂 Aslında bir de onlardan dinlemek, okumak lazım buraları.

Yaş ilerledikçe, orta yaş ruh yapısına yaklaştıkça insanın geçmişine, tarihine, köklerine olan merakı da artıyor. Hepimiz e-devlet’in soyağacı uygulamasını aşındırdık nihayetinde! 🙂 Hiçbir zaman ırkçı ya da milliyetçi olmayan, insanları millet olarak değil iyi ve kötü insanlar olarak ayıran, gezip gördüğü ve deneyimlediği kültürler sayesinde “dünya vatandaşı” olmayı çokça seven biri olarak; bu dünyada da öte dünyada da insanı milliyetçilik değil, Allah, peygamber, vatan ve insan sevgisi kurtaracak diyerek sözü bitirmiş olayım.

Yolunuzu buralara mutlaka düşürün, memleketimi görün.

Annemin yengesi ve kuzenlerini ziyaret.

Annemin amcası, yengesi ve kuzenleriyle bayram sofrası.

Satres’de bir Osmanlı köprüsü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kalimera Yunanistan – Turistlik Hâli ile devam edecek…