Akılalmaz bir tarihi olaya tanıklık ediyoruz. Üzerine kitaplar yazılacak, belgeseller, filmler çekilecek bir gece geçirdik. Cesur, yürekli ve en önemlisi ülkesini seven insanlar dün gece öldüler, yaralandılar, sokaklarda mücadele ettiler, evlerinde dua ettiler. Büyüklerimizin çoğu zaman beğenmediği, “anlamazsınız, bilmezsiniz” dediği biz gençler de oradaydık, bastonla yürüyen amcalar, evden apar topar çıkmış o karışıklıkta eşini bulamayan teyzeler de. Gözlemlerim, insanların çoğunun sağduyulu olduğu, akl-ı selim ile hareket ettiği yönünde oldu. Yolda karşımıza çıkan tanklardaki askerleri indirmişti halk ve onlara su içirip, yüzlerini yıkıyorlardı. Bir amcayla genç askerin şahit olduğum konuşmasını asla unutamayacağım:

– (Gözleri dolu, sinirli, ağlamaklı) Oğlum sen ne yapıyorsun? Sen bizim askerimizsin! Kendi insanına nasıl yaparsın bunu?
– (Suratı kıpkırmızı, ter içinde, gözleri yaşlı) Abi valla benim bir bilgim yok. Benim ekmeğim abi bu!
Askerin yanına gidip “Abi siz teslim olun, eğer size bu zorla yaptırıldıysa teslim olduğunuzda başınıza bir şey gelmez.” dediğimde asker benden polisleri arayıp çağırmamı, gelip burayı kontrol altına almalarını rica etti. “Allah rızası için polisi ara abla…”
Gördüğü böcekten, hızlı gelen bir arabadan, sevdiklerine gelecek herhangi bir zarardan korkan ben dün gece yanımdan hızla geçen/kaçan tanklara, üzerimden uçan jetlere, -çok şükür yakınımda kullanılmayan- ağır silahlara şahit oldum. Kendimi hiç düşünmedim; sevdiklerime bir şey olursa içimdeki acı ve öfkeyle bu çıldırmış insan müsveddeleriyle, Allah’ın verdiği cana kıymaya çekinmeyen, yeryüzünde bozgunluk ve fesat çıkarmaktan korkmayan pisliklerle aynı dünyada nasıl nefes alıp vermeye devam edebilirim diye çok korktum.
Sokaklarda ve çevremde güzel bir birlik atmosferi gördüğümü düşünüyorum. Sokakta, mecliste, sosyal medyada bazı paylaşımlarda. Kalbim bir yandan acırken bir yandan nefes alıyor bu tabloyu gördükçe. Ancak ne yazık ki; sayılarının az olduğuna inandığım birtakım insanların talihsiz açıklamalarına da tahammül etmek zorunda kalıyoruz. Paraleli var, tiyatro diyen ama bir yandan da bankadan parasını çeken benciller var, kalbinde bir yerde “Acaba bu sefer Tayyip’ten kurtulur muyuz la” düşü olan ve bu dehşete ahlaki bir yorum yapma olgunluğunu gösteremeyen iflah olmaz sekülerler var, ezan-sela-Allahuekber nidası vb. duyduğunda yaşam enerjisini kaybeden aramızdaki uzaylılar var, umrunda olmayan ve hayatı güldürmeyen bir karikatüre dönmüş geyik zavallıları var, haksızlıklara karşı mükemmel insan imajını sarsmak pahasına evindeki perdeleri çekmiş elitistler var. Ben artık gerçekten bu insanlarla birlikte yaşamaktan ve bu hastalıklı fikirlere tahammül etmekten yoruldum. Şu dünyada en sevdiğim şey insan benim! Bunları görmek kalbime ağır geliyor, insanlığımı yıpratıyor, umudumu kaybetmeme sebep oluyor.
Evet, ben de Danimarka’daki yaşam standartlarını çok beğeniyorum. Ve evet elimde imkân olsa ülkemdeki tüm insanların daha görgülü, saygılı, ahlaklı, adil, eğitimli, inançlı olmasını isterim. Toplumsal barışa köstek olanlar sadece yukarıda saydıklarım değil elbet… Ama her şeyden önemlisi samimiyet! İnsan olmak, insan sevmek, insanlığa üzülmek. Dün gece gibi bir geceyi yaşayıp da insanlığında en ufak bir gelişme olmayanlardan uzak etsin Rabbim beni, sevdiklerimi, ülkemi.
Türkiyelilerin dün gece hep beraber verdikleri tepki artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını gösterdi. Elhamdülillah, yüzyıllardır başına gelmedik şey bırakılmayan bu halk artık daha açıkgöz, şuurlu ve inançlı. Dünden beri tüm arkadaşlarımla ve kardeşlerimle konuştuğum gibi, biz gençlere çok iş düşüyor. Hangi kesimden olursak olalım, neye inanıyorsak inanalım ortak bir değerimiz var: İnsanlık. Ortak bir tavrımız olsun: İyi olmak. Gidecek daha iyi bir yerimiz yok bu topraklardan başka, nereye gidersek gidelim burnumuzda hep burası tütecek.
Bu darbe girişiminden bir hayır elde edebilmemizi, tüm pisliklerin ortaya dökülmesine vesile olmasını diliyorum. Adil ve hakkaniyetli şekilde yargılanmaları, suçsuz insanların suçsuzluklarının kanıtlanabilmesi için duacı ve takipçiyiz. Zannediyorum gelecek günlerimiz zor olacak. Her şeyin eskisinden daha iyi olabilmesini, adalet ve barışın tesisinde yol kat edilebilmesini diliyorum. Ve tabi her zamanki gibi, bu olay ve devamında da kendine müslüman diyen insanların diğer müslümanları töhmet altında bırakacak, İslami değerlerden nasibini almamış hareketlerden uzak durmalarını diliyorum.
Dua etmeye devam edelim, güçlü durmaya devam edelim. Sosyal medyada vahşet içerikli görüntüleri izlemeyelim, bu görüntülere karşı normalleşmeyelim. Her duyduğumuz, kaynağı belirsiz haberi yaymayalım. Gaza gelmeyelim. Gaza getirmeyelim. Birbirimize karşı merhametli, inkarcılara karşı çetin olalım, ayette emredilen gibi.
“Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.” | İnşirah 5-6